8 Eylül 2026 Salı

puslu hamamlar atlası

hamamyolu'ndaki has hamamı'nın aslanlı havuzunun kenarında, bir tellağın insafında keselenirken, adamcağızın sürekli konuşmaya çalışmasını bir an önce durdurmam gerektiğini biliyordum. memleketimi sormuştu, söylemiştim. eskişehir'de ne yaptığımı merak etmişti, onu da eklemiştim ama tokatlı tellak kese yaptıkça daha da güçlenmeye başlamıştı. zaten peştemalı sıyırıp özel bölgemi anca kapattığım için tedirgindim, bir de giyinikken bile pek hoşlanmadığım diyalog köprülerinin üzerinden tekrar tekrar geçemezdim. ne iş yaptığımı sordu, içerden yeni çıktığımı ve henüz buna karar vermediğimi fısıldadım. etraftakilerin duymasını istemiyordum. bu son bilgiden sonra sakinleşti, kafasını öne eğdi ve kolumu ovalamaya başladı. alçıdan aslan, sıcak su kusmaya devam ediyordu. yamuk yumuk adamlar aslana tapınmaya gider gibi havuzun içinde ilerliyor, 46 derece sıcaklıktaki suda yeterince bekledikten sonra da çıkıyordu. mermerin üzerine serilmiş foklar gibi görünüyorlardı buhar bulutunun içinde. dış dünyayla tek bağlantımız, tavanda asılı bir ledli tabelaydı. saati, içerisinin sıcaklığını ve iyi niyetleri sıralıyordu neon ışıklı tabela. hamamda zaman durmaya yaklaşmıştı, göbektaşına serilmiş bir şişman dayı gibi hareketsiz yatıyordu. yarım saat daha dayanır çıkarım diye düşündüm. 

bağımsız gözlemciye göre yarım saat, köylü gözlemeciye göre sekiz yüz lira, bana göre ise bir asırlık bir mesafeden sonra hamamdan çıktım. fiziksel olarak parçalanmamam için ara bölmeye aldılar. sadece bu iş için özelleşmiş bir adam, beni üç büyük havluyla paketledi. kolumu bile kaldıramıyordum. aşırı dar ve uzun bir etek giymiş gibiydim, kısa adımlarla dolabıma doğru ilerledim. bileğimdeki lastiğe bağlı anahtarla dolabımı açtım, havluya sarılmış ve uyuklayan fokların arasında soğumayı beklerken atom söyledim. 1927 solvay konferansında, yaklaşık bir asır sonra atomun hamam çıkışında sipariş verilebileceğini einstein bile iddia etse deli gömleğiyle paketlenirdi ama gerçekler, bazen en uçuk hayalleri bile katlayabiliyor. ayran, limon ve sodadan müteşekkil atomum geldi. hararetin verdiği hayvanlıkla ayranı hızlıca dökerken, ayranım kabardı ve bardağımdan taşmaya başladı. hızlıca köpüğe saldırdım, atomla kavga eden ilk insan gibi görünüyordum. foklar huzursuzca kıpırdanıp beni izlemeye başladı, tek damlasını ziyan etmeden atomu parçaladım. vücudum biraz daha soğudu, etim sertleşti ve üstümü giyinip bileğimdeki numaralı lastiği kapıdaki adama verdim. o da bana karşılığında ayakkabılarımı geri verdi. iyi niyet gösterisi olarak 20 lira bahşiş attım. düello yapıyorduk adeta. bana verebilecek hiçbir şeyi kalmayınca teslim oldu, ben de hamamdan hamamyolu'na, bir sabun köpüğü gibi süzülerek çıktım. insanlar kirli, paslı ve yağlı göründü gözüme. herkes hamama girmeli ve 46 derecede terbiyelenmeliydi. bunun için yeterince tokatlı tellak istihdam edilmeliydi. 

yıllık iznin sonuna gelmiştim. antalya'dan eskişehir'e, oradan bursa'ya, bursa'dan istanbul'a gitmiş ve çok şey görmüştüm. geçmişin izini sürüp neredeyse yirmi sene önce geçtiğim yerlerden bir de oğlumla geçmek, nasıl fotoğraf çekeceğini anlatırken her şeyin aslında aynı anda olduğunu fark etmek, 2006'daki halimle tünel meydanında karşılaşmak, kaldığım yurdun artık butik otele dönüştüğünü, izbe hanın restore edildiğini, içip sarhoş olduğum bazı meyhanelerin çoktan kapandığını öğrenmek bir kuantum dolanıklığına sebep oldu. 1927'de solvay konferansında einstein ile bohr akşam yemeğinde muhabbet etti, üniversiteden beri dostum olan erdal ile gary moore'dan one day çalan bir barda soğuk birer bira içtik, eşlerimiz ve çocuklarımız o sırada istiklal üzerindeki panter kırtasiye'den bir şeyler satın aldı, akdeniz'in terasında arjantininden bira içen halim biraz umutsuz gözlerle yoldan geçenleri izledi, her şey tek bir anın içinde söndü ve parladı.

tatil bitti, tekdüzeliğinde sihir arayıp çoğu zamanda bulduğum küçük ilçe hayatıma geri döndüm. aklımda kalanları çok da unutmadan, gerçeğini çok bükmeden temize çekme niyetindeyim. nereden başlasam diye düşünürken, alçıdan aslan kükredi zihnimde. ağzından sıcak su fışkırıyordu, buradan başlayayım temiz bir giriş olsun dedim.