17 Haziran 2011 Cuma

long day's journey

sabahın erken saatlerindeki antalya-istanbul uçağına son anda yetiştik, istanbul aktarmalı olarak ingiltere'ye gidecektik ve uçağı kaçırırsak her şey berbat olacaktı. istanbul'da birkaç saat belli belirsiz dolaştıktan sonra birleşik krallığa doğru hareket ettik. onur'laydım ve ingiltere'de ne yapacağımızı bilmiyordum. bir maç mı yoksa konser mi, bizi sabahın köründe uçaktan uçağa sektiren temel motivasyon neydi?

ingiltere'deki yağmurlu saatlerden sonra, aynı gün güney amerika'da bir noktaya uçup, dünya haritasında bıraktığımız izi düşünürken, bunun tekdüze hayatım için yeterince iyi bir rüya olduğunu, kapalı bir zihinle düşündüm. uyanınca bitecekti, o yüzden alabildiğine uzatmalı ve gerekirse işe geç kalmalıydım. bir cadde boyunca sırayla dizilmiş iki katlı ve renkli evleri ile buenos aires, ingiltere'den sonra gökkuşağı gibi gelmişti. rüyamın son dakikalarında bile dünya haritasını gözümün önüne getiriyordum ki şu an kendisi hemen sırtımdaki duvarda. antalya'dan istanbul'a, ingiltere'den arjantin'e, oradan tekrar antalya'ya döndüğüm dev bütçeli bir rüyadan gözlerimi açtığımda, mesai başlayalı onbeş dakika olmuştu. 8.45 vapuru gibi irkilerek kalktım yatağımdan, üzerimi değişmem ve kendimi sokağa atmam iki dakika, işe varıp bilgisayarımın power düğmesine basmam da altı dakikayı buldu. ben girdikten dört dakika sonra, patron ofise geldi. dün patrondan önce çıkmıştım, bugün de ondan sonra gelseydim patronun kim olduğu türlü münazara grupları tarafından tartışılır ve bir sonuca ulaşamayınca gruplar arasında çıkan tartışmada siviller hunharca katledilirdi. neyse ki benim yüzümden bir tatsızlık yaşanmadı, butiği çok beğenen ve umarım gerçeği de böyle olur diyerek beni kutsayan kadından sonra kendimi kutsi gibi hissetmiştim. şimdi yapacak acele bir işim yoktu, belki yönetici odasına iş olsun diye bir alternatif çizerim, belki duvar üniteleri için form ve malzeme arayışına girerim. çünkü içmimara evrilen bir adam oluyorum, buna da yapacak bir şeyim yok. elimde keserle mağaza mı basayım? 

uzun rüyanın ardından, bir şeyler satan adamın "iiieaaaaooouuuu" ısrarında, bir cuma sabahında hızını almış günlerin kucağında ilerliyorum. hayat bana güzel, özellikle uçağa yetişip kıta değiştirdiğim günlerin ertesinde.


3 yorum:

Adsız dedi ki...

üşengeçlik,tembellik ve boşvermişliğinle böyle yolculukları sadece rüyanda görebileceğini biliyorsun değil mi?

mies dedi ki...

bir de parasızlık sekmesini ekleyelim adsız.

Tolga Kırkıl dedi ki...

karadenize ne olmuş?:)