29 Haziran 2011 Çarşamba

fotorandom #3

blogu yeni takip etmeye başlayanlar, lan bu fotorandom'un 1'i ve 2'si de mi vardı diye kendilerine sorabilir ve cevabı ancak blogun derinlerinde bulabilirler. evet bunun bir öncesi vardı, kalıcı bir seri gibi düşünmüş fakat fotoğraflarımın olduğu bilgisayarımdan uzun bir süre ayrı kaldığımdan beş ay gibi bir süre #3'e başlayamamıştım. kurallarını unuttum, 10.000 şarkılık bir listenin gösterdiği sayı hangi fotoğrafa denk geliyorsa, avafind adlı aziz programla o fotoğrafı bulup çıkarıyor ve varsa bir hikayesini anlatıyordum sanırım. şarkıları değerlendirip, bunun üzerinden puan aldığım bir oyun daha vardı ama bu o değildi. alzheimer.blogspot alınmamışsa alayım bari. neyse oyuna kaldığımız yerden devam edelim.



1086. elton john - candle in the wind : 


19 kasım 2009'da çekmişim bunu. askere gitmeme sayılı günler kala evden çıkıp uzun sahilde yürüyüşler yapardım. o gün ise uzakta ışıkları görünen marinada kırmızı tuborg bulamayıp efes extra içmiş ve fotoğraftaki lastikle karşılaşana kadar saatlerce yürümüştüm. iamx- i'm terrified iyi gitmişti. deniz kenarına saplanmış bir lastiği uzun pozlama ile makineme kaydetmiş, hava yeterince karardıktan sonra da eve dönmüştüm. kimsenin bir şey dediği yoktu, birkaç hafta sonra askere gidecektim. teslim olacaktım.







1515. camel - starlight ride : 

19 eylül 2005, izmir balçova'daki teleferikle tepeye çıkıp carlsberg ve sigara içtikten sonra, aziz dost willy ile dolunay sponsorluğunda bir maceraya daha atılmışız. mimarlıkta üçüncü sınıfa geçtiğim ve antalya'da yaz boyu staj yaptığım günler. izmir ayaklarımızın altında, daha dslr'ler yok. a510 canon makineyle çekmişiz bu gece fotoğrafını. daha geçen hafta, teleferiğin üç senedir bakımda olduğunu söylemişti. bir tamir etsinler de bir kere daha gidelim eos'larla.







2054. jeff buckley - grace :

17 nisan 2008, istanbul'da olup da freelance çalıştığım günler. temiz bir iş yapıp gelen parayla izmir'e gitmişim. altımızda willy'nin sarı civcivi ile efes-selçuk-bergama turu. burası ise bergama'nın bitmeyen merdivenleri. geri çıkmamak için inmeyi düşünmemiştik. hava kapalıydı, meryem ana kilisesinin yanındaki restoranda uygun fiyata bira içip, çok uzaktan geçen bir rahibe görmüştük. o üç dört günde, ege'yi iyicene bir gezmiştik ki hala hatırımdadır.







5834. kargo - bad'lik amiri : 

ağustosun 24'ü, sene 2008. antalya'da ne işim var? şantiyenin tozu ve toprağında geçen haziran ve temmuzdan sonra antalya'ya gitmiştim bir iki haftalığına. içeride param kalmıştı, eğer zamanında gelseydi lens alacaktım. ancak eylülde, ben istanbul'a geri döndükten sonra alınca paramı lens yalan oldu. o zamandan beri lens alma maceram yalan olur. ne zaman heves etsem başka bir şey çıkar. bu ay alırım diyordum, çamaşır makinesi almam konusunda yoğun baskı var. neylersin.


1 yorum:

ledorita dedi ki...

çok eğlenceliymiş.