29 Haziran 2011 Çarşamba

pilav tarifi (mükemmel versiyon)

michelin'in üç yıldızlı simsar şefi bir tabak pilav daha alıp alamayacağını yalvaran gözlerle sorduğunda; artık bu pilavın sırrını daha fazla saklamak istemediğimi fark ettim. ölümle yükümlü insanlar, toprağın altına girmeden önce en azından bir kereliğine mükemmel bir pilav yemeliydi. michelin yıldızlı şefe döndüm ve kağıdı kalemi çıkarmasını söyledim. ona pilav nedir, nasıl yapılır öğretecek ve bir yıldız daha almasını sağladıktan sonra da sıradan ve tahmin edilebilir hayatıma geri dönecektim.

1. karar verme aşaması: pilav mı yoksa makarna mı yapayım diye evin içinde dolaşmayı bırak. karar, bir pilavın en önemli aşamasıdır. sağlam bir karar olmadan tüm pirinçler birbirine ve tavanın dibine yapışır.

2. pilavda karar kıldıktan sonra, üçüncü çekmecedeki tel şehriyeyi al ve tereyağıyla kavurmaya başla. çekmecenin üçüncü, şehriyenin tel, yağın da tereyağı olması çok önemli; sakın dediklerimi küçümseme. şehriyeler bir yandan kızarırken onları tahta kaşıkla sağa sola savur. yukarı aşağı olmasın. doğrultu önemlidir, şehriyeyi hangi doğrultuda savuracağını bilmeyene rüzgar bile yardım etmez.

3. baldo cinsi pirinci bir su bardağına doldur ve süzgece aktar. süzgecin aralıkları pirinçten büyük olmasın, bu çok önemli. eğer süzgecin aralıkları daha büyükse, daha iri taneli pirinç aramak yerine daha dar aralıklı bir süzgeç bulmaya çalış. en irisi ne kadar olabilir lan sanki bir pirincin bana da hele hele!

4. pirinçleri soğuk suyla biraz yıka, hafiften zıplat ve kavrulmaktan beyonce'a dönmüş tel şehriyelerle birlikte başla tavada çevirmeye. doğrultunu unutma, sağ ve sol yapacaksın. kettle'a iki su bardağı su koy. evde su bardağı yerine bira bardağı varsa da, iki bira bardağı bira koymak yerine; yine su koy. pilav, suyla yapılır manyak olma. ölçek 1'e 2'dir. ne lan bu iddaa oranı gibi deme, banko pilavlarda bu oran 1'e 1.5'a kadar düşüyor. ben bir bardak pirince, iki bardak su koyarım ve su kaynadıktan sonra, onu metal bir kaba dökerim. 

5. tavuk bulyonu, sıcak suyun içinde erit. çatalla ez ve saat yönünde karıştır. bulyonun topağı kalmasın. tavuk suyu esintili kaynar suyu da pirinçle şehriyenin dostça mücadelesinin üzerine dök. eğer cehennemin dibini boylamamışsan her şey kısık ateşte olacak unutma. pilav yaptığın tencerenin üzerini cam bir kapakla kapat ve pilav suyunu çekene kadar yerlerde yuvarlan. komşularının arkasından konuş, gaflet ve delalet içinde sağa sola saldır ama on dakika geçince geri dön. suyunu çeken pilavı öv, onu şımart ve ateşin altını kapattıktan sonra pilavı bir on dakika daha dinlendir. gerçek şampiyonların her zaman dinlenmeye ihtiyacı vardır.

6. yeterince dinlenmiş şampiyon baldoları, geniş ve beyaz porselen bir tabağa yay. bu sırada başka bir yemek yaptıysan, bu genelde kahrolası mantarlı tavuk oluyor bende, onu da ayrı bir tabağa koy. televizyonun karşısına geç, seni bir süre oyalayabilecek kanal bul ve pilavdan büyük bir kaşık al. işte tereyağının, tel şehriye ve efsane marka baldo pirinçle eşsiz uyumu. tadını çıkar, kendini bir şey san ve tabağındaki son pirinci dahi sağ bırakma.

7. pilavdan maksimum lezzet almak istiyorsan, sabah kahvaltı etmeden evden çık ve daha saat 11 olmadan pilava güzellemeler yap. çıldır, halkı isyana sürükle ve zamanı gelince de eve koşarak git. 


9 yorum:

nstemi dedi ki...

duz?

mies dedi ki...

ben de bu pilavda bir şey eksik diyordum:) bulyondaki tuz, ekstra tuz atmayı gerektirmiyor. bulyonda tuz vardı değil mi ya?

nstemi dedi ki...

az önce içindekiler kısmında okuduğuma göre var.ve/fakat yaptığın pilavın miktarına göre eklemek gerekebilir.
08:59'da sorumu yanıtlamış olmansa ciğerimi dağladı.
imza:açık arayan,bulunca affetmeyen,dikkatli okur:)

mies dedi ki...

tuzu, pilavın tadına baktıktan sonra eklemek daha fonksiyonel bence. gözü kapalı iş yerine, milimetrik ölçeklerde çalışabiliyorum.

ledorita dedi ki...

demlenirken, o cam kapakta biriken suyu ara sıra süzdürünce daha da mükemmel olabilir.

mies dedi ki...

daha da mükemmel olursa aklımı kaybedip akşama kadar evde oturmaktan korkuyorum. zaten işe zar zor gidiyorum.

nstemi dedi ki...

cam kapakta biriken su için,geleneksel yöntem kağıt havluyu pilavın akıbeti açısından tercih ediyorum.süzdürürken kapaktan damlayan sular pilava düşmemiş oluyor.
yolda olmayı evde olmaya,evde olmayı işte olmaya tercih etmen ve en nihayetinde işte olmansa bir kez daha ciğerimi közledi.sorulardan kaçıp bloğuna sığınan adama ayıp etmiş olmayı göze alarak,yolda olmaya tercih edeceği ve işte olmayı tercih edeceği neler olurdu diye sorsam?bu büyük eşitliğin sağında ve solunda ne olurdu?

mies dedi ki...

kapaktan damlayan suyu şimdiye kadar hiç kafama takmamıştım. cam kapakta bulunan bir tahliye deliği işleri kolaylaştırmıştı. aman tanrım bir pilav üzerine fikir belirtir hale geldim. yaşasın yemek yapmak.

ledorita dedi ki...

o su babamın pilavının püf noktası.
kağıt havlunun tadı geçiyor gibi geliyor bana ama tahliye deliği varsa sorun da yok ve pilav hassas bir mevzu.